
Resim 1.
Eritrositler (Ç.K.) A)
Yaymanın kalın “baş”
kısmında eritrositler
üst üste binmiştir.
B)
Yaymanın eritrosit
morfolojisinin incelenmesine uygun orta kısmı. Burada eritrositler tek tek ve
birbirlerine değmeden yakın dururlar. Ortalarında hücrenin 1/3 ünü aşmayan soluk
bir alan vardır.
C)
Uç “kuyruk” kısmında
ise eritrositler yassılaşmışlardır. Merkezdeki soluk alan kaybolmuştur. Bu iki
bölgede (A
ve C) eritrosit morfolojisi hakkında sağlıklı bilgi elde edilemez.

Resim 2.
Nötrofil parçalılar
(Ç.K). A B)
Çekirdeklerindeki lob sayısı beşten az olan olgun nötrofil parçalılar. C)
Çekirdekte henüz loblaşmanın başlamadığı nötrofil çomak evresi. Bu genç hücreler
arttığında “sola
kayma” dan söz
edilir. D) Çekirdeği
beşten fazla loblu (hipersegmente)
parçalı.
Çoğaldıklarında “sağa kayma”
dan söz edilir. E) Sitoplazmada toksik granülasyon. F) Kadınlarda
iki X kromozomuna tekabül eden davul tokmağı şeklindeki çekirdek çıkıntısı (Barr
cisimciği).

Resim 3. Eozinofil
parçalılar. A, B, C)
Normal eozinofillerde, çekirdek genellikle iki lobludur. Koyu portakal sarısı
boyanan granüller çekirdeği örtmez. D, E, F) Bazofil parçalılar. Siyaha
yakın koyu mavi boyanan bazofil granüller genellikle çekirdeği de örttüğünden
çekirdek yapısı iyi seçilemez.

Resim 4. Normal
lenfositler. A, B)
Ç.K. lenfositlerinin çoğunluğu
dar sitoplazmalı küçük lenfositlerdir.
C)
Normalde az sayıda
sitoplazmaları daha geniş olan ve azürofil granüller içeren lenfositler de
bulunur. D, E, F)
Normal monositler. Çekirdek at nalı şeklinde, katlanmış ya da kıvrılmış olabilir. Soluk gri
boyanan sitoplazmada vaküoller (D ve E) ya da ince azürofil granüller
(F) bulunabilir.

Resim 5.
Trombositler A) Normal sayıda,
B)
artmış
sayıda, C)
küme yapmış ve
D) nötrofil parçalıların
çevresine tutunmuş trombositler (satellitizm).
Elektronik kan sayımında
antikoagülan olarak kullanılan EDTA trombositlerin kümeleşmesini önlediğinden
trombositler tek tek
durur (A ve B). Normal kişilerde
% 0.1 sıklığında
bulunan doğal antikorlar
EDTA’lı ortamda
trombositleri kümeleştirir.
İmpedans yöntemiyle sayım yapan elektronik cihazlar büyüklükleri nedeniyle bu
kümeleri trombosit olarak algılayamaz (psödotrombopeni).

Resim 6.
Kırmızı dizi
hücreleri.
(K. İ.) A, B) Gençten olguna doğru
proeritroblast (pro),
bazofil eritroblast (baz). C, D) Polikromatofil eritroblast (pol) E)
Ortokromatofil eritroblast (ort). F) Hücre dışına atılmış çıplak ortokromatofil eritroblast çekirdeği (daha ayrıntılı
bilgi için bkz Kanbilim Atlas. Eritrosit yapımı.

Resim 7.
Retikülositler. A) Polikromazi. May-Grünwald -Giemsa ile
boyanmış Ç.K.
yaymalarında retikülositler normal eritrositlerden biraz daha büyüktür (yuvarlak
makrosit) ve henüz ribozomal RNA içerdiklerinden
polikromazik (mavi-pembe karışımı) boyanırlar.
B) Retikülosit
sayımı amacıyla parlak
krezil mavisi ile tespit edilmeden (supravital)
boyanmış Ç.K.
preparatında
retikülositler. İçlerinde
ince iplikçik ve granüllerdenoluşan ağsı (retiküler) bir örgü görülüyor. Her iki
örnekte de retikülosit sayısı ileri derecede artmıştır (retikülositoz).
Genç retikülositlerde bu ağsı yapı yaşlılara göre çok daha belirgindir.

Resim 8.
Kırmızı dizi
hiperplazisi.
K.İ. Normal kemik iliğinin aksine, kırmızı dizi hücreleri mikroskop
alanındaki hücrelerin çoğunluğunu
oluşturuyor. Miyeloid dizi hücreleri azalmış. Bir miyelosit (my), bir de
metamiyelosit görülüyor. Kırmızı dizide polikromatofil ve ortokromatofil
eritroblast gibi nisbeten olgun elemanlar çoğunlukta.
Proeritroblast (pro),
bazofil eritroblast (baz) Yayma kronik hemolitik anemili bir hastanın iliğinden
hazırlanmıştır.

Resim 9.
Beyaz dizi hücreleri. A, B) Gençten olguna doğru:
miyeloblast (myb),
promiyelosit (pmy), miyelosit (my), metamiyelosit (met), çomak (çom) ve parçalı
(p), eozinofil
miyelosit (eo-my). Yayma KML'li bir hastanın çevre kanından
hazırlanmıştır.

Resim 10. Megakaryositler.
A, B) K.İ.
aspirasyonu yaymasında küçük (A) ve büyük (B) mikroskop büyütmesiyle değişik
olgunlukta megakaryositler. B’de üç megakaryosit tesadüfen yukardan aşağıya,
gençten olguna doğru sıralanmıştır.
“Kemik iliğinin
devleri çevre kanının cücelerini doğurur.”(Ayrıntı için bkz.
Trombosit yapımı)

Resim 11. Megakaryositler.
(K.İ.).
A)
Megakaryoblast dizinin en genç hücresidir. B) Sitoplazması
granüllü, çekirdeği
loblaşmış olgun
megakaryosit. Sitoplazmanın sağ kenarında
granüllerin birleşmesiyle
trombositlerin oluşmaya
başladığı görülüyor (ok).
Tüm sitoplazma trombositlere dönüştüğünde
geriye megakaryositin çıplak çekirdeği kalacaktır. (Ayrıntı için bkz.
Trombosit yapımı).

Resim 12.
Plazma hücresi ve Mast hücresi. A) Plazma hücresi. Çekirdek
hücrenin bir köşesine
çekilmiş (eksantrik). Çekirdek kromatini yer yer topaklaşmalar yapıyor.
Çivit mavisi gibi bazofilik boyanan sitoplazmanın Golgi cihazına uyan çekirdeğe
yakın bölümü daha soluk boyanıyor. Sitoplazmada küçük vaküoller var.
B)
Mast hücresi (mastosit). Yoğun bazofil granüller çekirdek dışında kalan sitoplazmayı
tıka basa dolduruyorsa da, bazofil parçalının aksine, çekirdeği örtmüyor.
C)
Morfolojik yönden karıştırılabilecek üç ilik hücresi bir arada görülüyor: plazma
hücresi (pla), lenfosit (lenf) ve polikromatofil eritroblast (pol).

Resim 13. Retikulum
hücresi ve Makrofaj.A)
Retikulum hücresi (K.İ).
Soluk boyanan uzantılı
sitoplazmanın sınırları belirsiz. Retiküler (ağsı) yapıdaki çekirdekte belirgin
bir nükleol dikkati çekiyor.
B)
Makrofaj (K.İ).
Nükleol sınırları
belirgin olan, gene retiküler bir çekirdek. Sitoplazmada siyah tanecikler
şeklinde fagositoz artıkları görülüyor. Hemoglobin
sentezi için gerekli demiri alacak eritroblastlar makrofajı
çevrelemişler (eritroid
adacık).
Makrofaj adeta onları “emziriyor”.

Resim 13a. Deniz mavisi (ing. sea blue) histiosit. Bu adı taşıyan
makrofajların sitoplazmalarında May-Grünwald Giemsa ile mavi ya da lacivert
boyanan çok sayıda granül bulunur. Hepatosplenomegali ve trombositopeni ile
kendini gösteren idiyopatik şekli nadirdir. Sekonder olgulara sık rastlanır.
Kemik iliğinde hemopoetik hücre yapımı ve yıkımının arttığı durumlarda (örn.
KML, MDS, kronik ITP, lenfoma), total parenteral beslenmede, Niemann-Pick
hastalığının B tipinde, virus hastalıklarında, hiperlipidemilerde ve bazı
ilaçlara bağlı olarak (örn. valproat) bu tür makrofajlar görülebilir. Hücre
çekirdeği çoğu kez bir kenara itilmiştir. Sitoplazmada ayrıca vaküoller ve
fagositoz artıkları bulunabilir. Mavi granüller lipofusin (lipofuscin) ya
da seroid (ceroid) içerirler. Yukardaki mikrofotolar MDS’li bir hastanın
kemik iliğinden hazırlanmıştır. Deniz mavisi histiositler iliğin ileri derecede
hiperselüler olduğu MDS olgularına özgüdür (bkz. MDS Resim 6C).

Resim 14.
Kemik
dokusu hücreleri.
A) Osteoblastlar kümeler halinde bulunurlar. Bazofilik
sitoplazmaları ve eksantrik çekirdekleri plazma hücrelerini andırır. Ancak
osteoblast daha büyüktür ve çekirdeği kısmen hücre dışına çıkmış gibidir.
B)
Osteoklast çok çekirdekli bir dev hücredir. Megakaryositten farklı
olarak tüm çekirdekler birbirlerinden ayrı durur. Oysa megakaryositte loblaşmış
tek bir çekirdek vardır (poliploidi).

Resim 15.
Demir eksikliği
anemisi; A)
Ç.K.da mikrositoz ve belirgin hipokromi. Eritrositlerde soluk boyanan alan genişlemiş, hatta bazı
eritrositler halka şeklini almış (anülosit)
(ok). Ovalositler (uzun ok) ve ince uzun, “kalem”
şeklinde
eliptositler mevcut (kısa ok). B) K.İ.de olgun eritroblastların sitoplazmaları dar, sınırları
düzensiz ve koyu boyanıyor. Hb sentezi bozukluğuna işaret eden bu bulgu demir
eksikliği dışındaki diğer mikrositik anemilerde de gözlenebilir (thalassemia,
sideroblastik anemi).

Resim 16. Thalassemia ve
Sideroblastik anemi.
A, B)
α-thalassemia major)
Ç.K.da hedef hücreleri (büyük ok), anizositoz, poikilositoz, Howell-Jolly
cisimciği
(küçük ok) ve
ortokromatofil eritroblastlar.C) Sideroblastik anemi. K.İ.de
demir boyası (Prusya
mavisi ya da
Perls reaksiyonu) ile ortaya konan, olgun eritroblast çekirdeklerini halka
şeklinde çevreleyen
mitokondrilerde toplanmış
demir granülleri (“halkalı
İng.ringed”
sideroblast).

Resim 17. Thalassemia.
A) b-thalassemia
minor. Ç.K.da
anizositozun eşlik etmediği
düzgün mikrositoz.Demir eksikliği anemisinin aksine RDW artmamıştır.
B)
Bazı eritrositlerde
bazofilik
noktalanma
görülüyor (uzun ok). Bir hedef hücresinde de bazofilik noktalanma var (kısa ok).
C)
a-thalassemia’da
(Hb H hastalığı) belirgin poikilositoz, mikrositoz, hipokromi ve
şistositler. D) Hb H’da eritrositler parlak krezil mavisi ile supravital
boyamada, çökmüş β
zinciri agregalarına bağlı inklüzyon cisimcikleri ile “golf
topu” görünümü
alırlar

Resim 18.
Megaloblastik anemi. A) Ç.K. Belirgin anizositoz, poikilositoz ve
karakteristik ovalomakrositoz. Oval makrositler megaloblastik anemiler dışında
MDS’da da görülür (bkz. Miyelodisplastik sendrom).
B)
Ovalomakrosit ve çekirdeği
altı loblu
hipersegmente nötrofil parçalı.
C)
Bir eritrositte çekirdek kökenli Cabot halkası. Megaloblastik anemilerde
Howell-Jolly cisimciklerine de rastlanır (bkz. Eritrosit inklüzyonları).

Resim 19.
Megaloblastik anemi A, B) Pernisiyöz anemi. K.İ.de
çeşitli olgunlukta megaloblastlar. Hücreler normoblastik eritropoeze göre daha
büyük. Çekirdek ile sitoplazma olgunlaşması arasındaki eşzamanlılık bozulmuş.
Çekirdek kromatininin daha genç (retiküler) yapıda kalmasına karşılık
sitoplazmada Hb yapımı başlamış. Mitozlar (mit) sık ve
“dev
çomaklar” (çom) dikkati çekiyor.

Resim 20.
Hemolitik anemiler I. A) Herediter sferositoz (Ç.K.). Koyu
boyanmış, hücre
merkezindeki soluk alanın kaybolmuş olduğu sferositler ve polikromazi gösteren
makrositler (retikülositler).
B)
Akut oto-immun hemolitik anemi. Sferositler ve polikromazik makrositlerle
birlikte iki
ortokromatofil eritroblast
görülüyor.

Resim 21. Hemolitik
anemiler II. A)
Herediter eliptositozda sigar
şeklinde eritrositler.
B)
Eritrosit G6PD enzimi eksiklğinde
ilaçlara bağlı akut
hemolitik anemide görülen sitoplazmaları “kabarcık”lı
eritrositler. Bu kabarcıklar koptuğunda eritrositler
“ısırılmış” bir görünüm alır.
C)
Eritrositlerde fragmentasyon (parçlanma). Üçgen, miğfer
şeklinde eritrositler mikroanjiyopatik (ör. TTP, HUS, kronik DIC) ve kardiyak
hemolitik anemilerde görülür.(Ayrıntılı bilgi için bkz. Atlas.
Eritrosit morfolojisi).

Resim 22.Hemolitik
Anemiler III.
Orak hücre hastalığı (HbSS).
A) Ç.K.da yulafı
andıran orak
hücreler. B) Bir orak hücre ve hiposplenizme bağlı
Howell-Jolly
cisimciği
içeren bir eritrosit (hj).
C)
Lam ile lamel arasında
in vitro oraklaşma testi. (Bkz. Atlas. Eritrosit
morfolojisi).

Resim 23.
Hemolitik Anemiler IV. A) Soğuk aglutininlere bağlı oto-immun hemolitik anemi
Ç.K.da belirgin oto-aglutinasyon.
B)
Eritrosit primidin-5-nükleotidaz eksikliğinde
bazofilik noktalanma (beyaz ok). C) Stomatositler.
Eritrositlerin ortasındaki
soluk alan yuvarlak olmayıp yarık şeklindedir. Bu örnek herediter stomatositozlu
bir hastadan alınmamış, stomatositler iyi temizlenmemiş bir lama
yapılan yayma sonucu oluşmuştur
(artefakt). Pis lamlarda artefakt
olarak hedef hücreleri de görülebilir.
(Püf noktası: Yaymanın değişik alanlarında dolaşırsanız, normal morfolojide
eritrositleri de göreceksiniz).

Resim 24. Eritrositlerde
inklüzyonlar.
Howell-Jolly cisimcikleri (oklar). Sağdakinde
bazofilik
noktalanma da
var .Yaymada ayrıca
yuvarlak makrositler, dikensi çıkıntılı eritrositler
(akantosit)
(ak) ve polikromazi (pl) görülüyor. Yayma prematüre bir yeni doğanın Ç.K. dan
hazırlanmıştır (Ayrıntılı bilgi için Bkz. Atlas. Eritrosit
inklüzyonları).

Resim 25. Aplastik anemi.
A) Normal K.İ. histolojisinde hemopoetik doku ile yağ dokusu hemen hemen eşit
orandadır. B)
Aplastik Anemi’de kırmızı ilik ileri derece azalmış, yerini yağ dokusu
almıştır. Dar pembe alanlar kemik trabekülleridir (trab). (İliyak kemikten K.İ.
biyopsisi. H&E).

Resim 26. Konjenital
diseritropoetik anemiler. A, B)
K.İ.de iki eritroblast
arasında ince sitoplazmik köprüler patognomonik bulguyu oluşturuyor (Tip I).
Çekirdekler arası köprüler de görülebilir.
C)
Çok çekirdekli bir eritroblast (Tip II). D) Mitozunu tamamladığı
halde bölünememiş bir eritroblast.

Resim 27.
Miyelodisplastik sendrom (Ç.K.). Eritrosit morfolojisinde belirgin
anizositoz, poikilositoz, ovalomakrositoz, fragmentasyon, şistositler
(küçük eritrosit parçacıkları)
(şis).dikkati çekiyor. Ayrıca hipersegmente
çekirdekli, sitoplazma granülleri belirgin olmayan (hipogranüler) bir nötrofil
parçalı görülüyor.

Resim 28.
Miyelodisplastik sendrom (K.İ.) A) Diseritropoez: Genç eritroblastların
sitoplazmalarında vaküolizasyon çok belirgin.
B)
Dismegakaryopoez: Mikromegakaryositler MDS için karakteristiktir. Yukardan aşağıya
küçük tek çekirdekli bir “cüce”
megakaryosit ve tek cekirdek yerine
birbirlerinden ayrı
üç küçük yuvarlak çekirdek içeren anormal bir megakaryosit
("pawn-ball" megakaryosit). (bkz. MDS)
C) Akiz idiyopatik sideroblastik anemide demir boyası (Prusya mavisi
reaksiyonu) ile ortaya konan“halkalı (İng. ringed)” sideroblastlar

Resim 29. Akut İnfeksiyonlarda
lökositler. A, B, C)
Bakteri infeksiyonları ve sepsisde Ç.K.da sık görülen toksik granülasyonlu
nötrofiller. A)
Metamiyelosit.
D, E, F)
Başta kızamıkçık olmak üzere birçok akut virus ve bakteri
infeksiyonunda Ç.K.da görülen plazma hücreleri ve plazmasitoid lenfositler (“Türk
hücreleri”).
Miyelom hücreleri ile karıştırılmamalıdır
(bkz. Multipl miyelom).

Resim 30.
Mononükleoz sendromu. A-F) İnfeksiyöz mononükleozda ve bazı
başka virus infeksiyonlarında (örn. sitomegalovirus, akut HIV) Ç.K.da görülen
atipik mononükler hücreler. Bu büyük lenfo-monositik hücreler “atipik
lenfosit”, “reaktif
lenfosit”, “aktive lenfosit”, “uyarılmış lenfosit” ya da
transforme lenfosit” olarak adlandırılır. Bir zamanlar “virosit”, daha önceleri
de bu hücreleri ilk tanımlayanın adı ile “Downey hücreleri” olarak
anılırlardı. Sitoplazmaları koyu bazofilik, bazen vaküollü (E), çekirdekleri
kimi kez nükleollüdür (A, C). Çok seyrek de olsa, akut lösemiyi akla getiren
blast benzeri hücrelerle karşılaşabilirsiniz.

Resim 31. ALL. FAB sınıflaması
L1. Hücre çapı
genellikle küçük. Çekirdek kromatini oldukça homojen. Nükleol görülmeyebilir ya
da küçük ve belli belirsiz. Yok denecek kadar dar olan sitoplazma hafif ya da
orta derecede bazofili gösterir.
.

Resim 32. ALL. FAB sınıflaması
L2. Hücre çapı
daha büyük. Büyüklük homojen değil. Çekirdek şekli düzensiz. Çekirdekte çentik
ve yarıklar olabilir. Kromatin yapısı heterojen. Nükleol belirgin. Sitoplazmada
bazofili ve vaküolizasyon değişken.
B)
Çekirdek derin yarıklar
sonucu çok loblu bir görünüm sunuyor.(Eski literatürde “Rieder
hücreleri”).

Resim 33 ALL. FAB sınıflaması
L3. A, B)
Sitoplazmanın koyu bazofilik boyanması ve vaküolizasyon
patognomoniktir. Çekirdek kromatini oldukça ince ve homojendir (Burkitt tipi
ALL). C) Burkitt lenfomalı bir kadın hastanın meme enfiltrasyonu biyopsi
materyelinden yapılan basma (İng. “touch”) preparatta, benzer morfolojideki
hücreler geniş, soluk sitoplazmalı bir makrofajı (mak) çevreliyor. Bu bulgunun
histolopatolojik karşılığı “yıldızlı
gök”
görünümüdür.

Resim 34.
AML. FAB sınıflaması
M1. Olgunlaşma
göstermeyen AML. A) Bazı
blastların sitoplazmalarında tektük ince azürofil granüller seçiliyor ( kısa
ok). Auer çomağı
içeren bir miyeloblast göze çarpıyor (uzun ok).Trombositler hastada ağır bir
trombositopeni bulunmadığına işaret ediyor. B) Bir eritrositte
diseritropoez bulgusu olarak“Cabot halkası” görülüyor (kısa ok).
Sitoplazmalarda gene az sayıda toz gibi azürofil granül var.

Resim 35.
AML. FAB sınıflaması
M2. Olgunlaşma gösteren AML.
A, B) Her iki mikrofotoda da Auer çomaklı birer miyeloblast
görülüyor(oklar). Auer çomakları azürofil granüllerin bir araya gelmeleriyle
oluşur. Akım sitometrisinin hematoloji laboratuvarına girmesinden önce ALL/AML
ayırımında azürofil granüller ve Auer çomakları büyük yardımcılarımızdı. Blastik
hücreler arasında o dizinin birazcık daha olgun bir hücresinin bulunması da
ayırıcı tanıda önemli idi. A’da blastlar arasındaki miyelosit evresine
doğru giden bir promiyelosite dikkat ediniz!

Resim 36.
AML. FAB sınıflaması
M3. Akut promiyelositik lösemi.
A) K.İ.de
atipik promiyelositlerden oluşmuş topluluk.
B)
Sitoplazması çok
sayıda Auer
çomağı içeren,
çekirdeği nükleollü
bir promiyelosit.D)
Çok sayıda kaba
sitoplazmik granül çekirdeği de örtmüş durumda
(hipergranüler tip).
C) AML M3’ün seyrek rastlanan “mikrogranüler”
şeklinde granüller belli
belirsizdir ve monosite benzeyen çekirdek genellikle iki lobludur.

Resim 37. AML. FAB sınıflaması
M4. Akut miyelo-monositik lösemi. A, B)
Değişik büyüklükte atipik
miyeloblastların
yanında monositoid çekirdekli blastik hücreler yer alıyor (oklar). A’da mitotik
bir hücre var.

Resim 38. AML, FAB sınıflaması
M5. A) M5a (Akut monoblastik lösemi).
Çekirdeğin uzun ekseni
hücrenin uzun eksenine dikeydir. Çoğu kez çekirdek bir tarafıyla hücre kenarına
tutunmuştur. Diğer kenarları serbesttir. Çekirdeğin bu görünümü bayrağa
benzetilmiştir. Sitoplazmada vaküoller ve azürofil granüller bulunabilir.
B)
M5b (Akut monositik lösemi). Hücreler monosit yönünde farklılaşma
gösterirler. Böbrek, fasulye biçiinde ya da lobüllü olabilen gevşek kromatinli
çekirdeğin katlanması ya da kıvrılması karakteristiktir.

Resim 39.
AML. FAB sınıflaması M6. Akut eritrolösemi (eski adı ile di Guglielmo
sendromu. A) K.İ.de çeşitli olgunlukta atipik eritroblastlardan oluşmuş lösemi
enfiltrasyon (küçük büyültme). Genç eritroblastlar büyüklükleri ile göze
çarpıyor. En üstte çok çekirdekli büyük bir hücre var. Arada seyrek olarak
miyeloid dizi hücreleri görülüyor.
B)
Beş
çekirdekli, “dev” bir eritroblast (jigantoblast).

Resim 40.
AML. FAB sınıflaması
M6.
A) K.İ.de
bazıları iki çekirdekli, koyu bazofil sitoplazmalı atipik eritroblastlar.
B)
Çok çekirdekli atipik dev eritroblast. Jigantoblastlara konjenital
diseritropoetik anemi Tip III ‘de de rastlanır. Ayrıca parvovirus B19 infeksiyonunda
ilikte tek çekirdekli büyük proeritroblastlar gözlenebilir.

Resim 41.
AML FAB sınıflaması
M7. Akut megakaryositik lösemi.
A, B) Atipik megakaryoblastların koyu bazofilik boyanan, düzensiz kenarlı
sitoplazmalarında tomurcuk şeklinde çıkıntıların bulunması oldukça
karakteristiktir. Bazofilik sitoplazmanın çekirdeğe komşu kısımları, tıpkı
proeritroblastlarda olduğu gibi, daha açık boyanmış. Büyük nükleoller içeren
çekirdekler, blastik hücreler için kaba sayılabilecek bir kromatin yapısında.

Resim 42.
Kronik miyelositik lösemi (KML).I Kronik evre (Ç.K.) (küçük
büyültme). Miyeloid hücrelerin büyük çoğunluğunu parçalı, çomak, metamiyelosit
ve miyelositler oluşturur. Kronik evrede miyeloblast (my) ve promiyelositler
(pmy) az sayıdadır

Resim 43.
KML.II. A) Kronik evrede trombosit sayısı yüksek olabilir
(Ç.K.da büyük trombosit kümeleri). B) Hızlanmış
evre. Bazofil
parçalılarda aşırı
artış hızlanmış evre bulguları arasında yer alır. Miyeloblast (myb). Başlangıçta
olmayan bir trombositozun gelişmesi
de hızlanmış
evreye işaret eder (ok).

Resim 44. KML.III. A)
Atipik KML (Ph1
ve bcr/abl negatif). Ç.K. Granülsüz nötrofil parçalılar ve gene granülsüz bir miyelosit.
B)
KML kronik evrede K.İ.de Gaucher hücresine benzer makrofaj (yalancı
Gaucher hücresi). Miyeloid hücre yıkımı sonucu açığa çıkan aşırı miktarda
glükoserebrozidin makrofajlar tarafından fagositozu ile açıklanır. C)
KML hızlanmış
evrede çekirdeği gözlüğe benzeyen iki loblu parçalı (yalancı
Pelger-Huët
anomalisi). Bazen çekirdek hiç loblaşamaz.
Bu anomali AML ve MDS’de de görülebilir.

Resim 45. KML. IV. Akut
(blastik) evre.
A) Bu Ç.K. yaymasında miyeloblastik dönüşümün
başladığı
görülüyor. Olgun miyeloid elemanların yanında blastik hücreler var (oklar).
B) Akut evre (lenfoblastik). Bir olgumuzda karşılaştığımız“El aynası”
morfolojisinde atipik lenfoblastlar.

Resim 46.
KML benzeri hastalıklar. A) Kronik miyelo-monositik lösemi.
Miyelodisplastik sendrom (MDS) başlığı altında yer alan ve KML ile ayırıcı
tanıya giren miyeloproliferatif-miyelodisplastik bir hastalıktır. Çoğu kez akut
lösemi ile sonlanır.. Miyelositler yanında monosit ve monositoid hücreler tabloya egemendir
(Ç.K.)
B)
Mast hücreli lösemi (K.İ.).
Uzun ya da oval çekirdekli hücrelerde sitoplazma granülleri çekirdeği
örtmüyor. Yayma sırasında granüller çevreye saçılmış durumda.Aslında KML’ye daha
yakın olan antite bazofil hücreli lösemidir.

Resim 47. Miyeloid
metaplazili myeloskleroz
(Ç.K.). Belirgin
poikilositoz ve göz yaşı
damlası şeklinde eritrositler
(dakriosit)
(ok). Sağda bir
ortokromatofil eritroblast görülüyor.
Miyelosklerozda Ç.K.da
olgun eritroblastların yanında olgun miyeloid elemanlar da (miyelosit, metamiyelosit)
bulunabilir (löko-eritroblastik
reaksiyon).

Resim 48.
Miyeloid metaplazili myeloskleroz. K.İ. biyopsisinde bağ
dokusu liflerinde artış.
A)
Argirofil retikulin liflerinde aşırı artış (küçük büyültme, Gomori’nin gümüş boyası).
B)
Kollajen liflerde artış
(büyük büyültme, Masson’un trikrom boyası). Koyu boyanmış büyük hücreler
megakaryositlerdir.

Resim 49. Esansiyel
trombositemi.
A, B) Ç.K.da trombositoz ve normalden çok büyük dev trombositler. C)
K.İ.
biyopsisinde megakaryositlerde aşırı çoğalma (H&E).

Resim 50.
Kronik lenfositik lösemi (KLL).I. A) Ç.K. da sitoplazmaları
yok denecek kadar dar, çekirdek kromatinleri yoğun küçük lenfositler. Yayma
sırasında çekirdeklerin kolaylıkla ezilmeleri sık rastlanan bir bulgudur (Gumprecht
gölgeleri,
“smudge-leke” hücreleri, “smear-yayma” hücreleri). Ancak sadece KLL
ye özgü bir bulgu değildir.

Resim 51. KLL II. ve
Lenfoplazmositik lenfoma.
A) KLL’de prolenfositik dönüşüm.
KLL’de Ç.K.da
prolenfosit oranı % 10
u aşmamalıdır.
Aştığında
prolenfositik dönüşüm söz konusudur.
Üç lenfositin yanında daha genç lenfoid hücreler var.
B)
Lenfoplazmositik lenfoma (lösemik
şekil,
Ç.K); KLL’deki kadar yoğun
kromatinli olmayan çekirdekte, kromatin yer yer, plazma hücrelerindekine benzer
topaklaşmalar yapar. Gene plazma hücrelerinde olduğu gibi, çekirdeklerde
hücrenin merkezinden uzaklaşma eğilimi vardır.

Resim 52.
KLL III. A) Kronik prolenfositik lösemi. Tanı
konduğunda
Ç.K.da lenfoid
hücrelerin % 55’den fazlasını
lenfositten daha büyük, çekirdekleri KLL’ye
göre daha ince kromatinli,
nükleollü prolenfositler oluşturur.
B) Richter sendromu. KLL zemininde gelişen
immünoblastik sarkom (imb: bazofil sitoplazmalı, çekirdekleri büyük nükleoller içeren
immünoblastlar)
(lenf düğümü basma
preparatı). B ve T lenfositlerin antijenik uyarılarla büyük blastik hücrelere
dönüşümünün henüz bilinmediği yıllarda Alman Okulu lenf düğümlerindeki bu
hücreleri “hemositoblast” olarak isimlendirmiştir.

Resim 53.
KLL benzeri hastalıklar I. A) Granüllü büyük lenfositlerin
lösemisi (Ç.K.). Hücrelerin küçük lenfosite göre daha geniş
olan sitoplazmalarında
azürofil granüller vardır.
Sitotoksik T ya da
NK hücre kökenli olabilirler. B) Waldenström hastalığı
(makroglobulinemisi) (K.İ.).
Zemin IgM paraproteinemisine bağlı olarak normalden daha koyu boyanmış.
Eritrositler para dizisi şeklinde
sıralanmış
(rulo oluşumu).
Değişik büyüklükte
lenfoplazmositik hücreler ve bir mitoz görülüyor.

Resim 54.
Tüylü hücreli lösemi. A) Lökositozlu bir olguda Ç.K.da tüylü
hücreler. B) Tüylü hücreler tartrata rezistan asit fosfataz (TRAP) boyası
ile boyanırlar.
C) Tüylü
hücreli löseminin seyrek görülen “variant”
şekli .
A‘daki
hücrelerin aksine, çekirdek belirgin tek bir nükleol içerir. Bu görünümüyle
prolenfositi andırır.
TRAP negatiftir.

Resim 55.
Hodgkin dışı lenfomalar. A,B,C) Folliküllü (nodüllü) lenfoma
(lösemik şekil).
Ç.K.da çentikli
çekirdekli, lenf düğümü follikülü kökenli lenfositler görülüyor. Çekirdekteki
çentikten dolayı (İng.”cleft”, “cleaved cells”) bu hücrelere “buttock
-popo hücreleri” de denilir. D, E) Villuslu lenfositli
splenik lenfoma (Ç.K.). Genellikle lenfoid hücrelerin bir kutbuna
yerleşmiş olan ince ve
kısa
sitoplazma uzantıları
(villus)
karakteristik morfolojiyi oluşturur. Klinikte dev splenomegali ile kendini gösterdiğinden tüylü
hücreli lösemi ile ayırıcı tanıya girer.

Resim 56.
T hücreli deri lenfomaları. A-D) Sézary sendromu. Ç.K.da
lökositozla birlikte çekirdekleri kıvrımlı yapıya sahip (İng.”convoluted”) lenfoid hücreler
(Sézary
hücreleri) görülür. Çekirdeğin beyin giruslarını andıran “serebriform”
görünümü elektron mikroskopisinde çok karakteristiktir. Işık mikroskobunda da
bazı hücreler (özellikle A) size beyini çağrıştırmıyor mu?

Resim 57.
Hodgkin hastalığı (lenfoması).
A) K.İ.
biyopsisi: Reed-Sternberg (RS) hücreleri. Uzun ok iki çekirdekli
klasik RS hücresini işaret ediyor. Retiküler kromatin yapısındaki çekirdekler
simetrik birer büyük, mavi nükleol taşıyor (“baykuş
gözü”). Tek çekirdekli olanlar da var (kısa ok).
B)
Lenf düğümü basma
preparatı (büyük büyültme): Aynı
özellikleri taşıyan
tek çekirdekli bir
RS hücresi (Hodgkin hücresi).

Resim 58.
Habis histiositoz (eski adı,
Histiositik medüller
retiküloz).
A) K.İ.de sitoplazmaları
ileri derecede vakuollü atipik histiositler.
B, C, D)
Makrofaj yeteneğine sahip bu hücreler trombositleri (B), lökositleri (C) ve
eritrositleri (D) fagosite ederler. Hastalardaki pansitopeni bu hemofagositoz’a
bağlıdır. Nadir ve
kötü gidişli bir hastalıktır.

Resim 59.
Multipl miyelom. A) K.İ.de atipik plazma hücre enfiltrasyonu.
B)
Hastalığın ileri
evrelerinde Ç.K.’na
çıkan plazma hücreleri. Eritrositlerin kanda artmış
paraproteine bağlı olarak para dizisi şeklinde sıralandıklarına dikkat ediniz (rulo
oluşumu).
C) K.İ.de
Mott hücresi:
Sitoplazması
yuvarlak inklüzyonlarla
dolu plazma hücresi.

Resim 60. Parazitler. Sıtma.ve
Kala-azar. Biz
hematoloji uzmanları Ç.K. yaymalarını incelerken, kimi kez sürpriz tanılar koyma
şansını da tadarız. İngilizcede böyle durumlar için “serendipity” sözcüğü
kullanılıyor (“Beklenmedik şeyler bulma şansı” Redhouse). Kitapları ile bana bu
sözcüğü ve daha birçok şeyi öğreten Selçuk Altun’a buradan teşekkürler!.. A)
Sıtma. Plasmodium vivax: gametosit ve iki erken trofozoit (taşlı
yüzük şekli), B)
Olgun trofozoit C) Merozoitler. D) Kala-azar. K.İ
aspirasyonu yaymasında
makrofajların sitoplazmalarında
Leishmania donovani’nin
kamçısız
doku
şekilleri (amastigot).Mini Kan Atlası’nın bu son
resminde izin verirseniz biraz daha gevezelik yapalım. Yıllar önce çalışma
arkadaşım Aykut ile birlikte ateşli, anemili bir hastanın Ç.K. yaymasına
bakarken sıtma parazitleri ile karşılaştık. Hemen hastanın hekimine tanıyı
bildirmek istedik. Hastayı “akut apandisit” tanısı ile sedyede ameliyathaneye
girerken yakalamayı başardık!....

Resim 61. Multipl miyelom: Dev miyelom
hücreleri (K.İ.). Küçük büyültmede normal miyelom hücrelerinden çok daha
büyük, dev atipik plazma hücreleri görülüyor. A) Orta alanda
megakaryositi akla getiren çok çekirdekli bir plazma hücresi var. B) Bu
alanda da, miyelomda görmeye alıştığımızdan çok daha büyük, plazmablast
morfolojisinde miyelom hücreleri dikkati çekiyor. Özellikle Fransız Okulundan
eski yazarlar bu büyüklükteki hücreleri megaloblast ya da dev eritroblastlara
benzetmişlerdir.

Resim 62. Multipl miyelom (K.İ.). A) Çoğu
iki çekirdekli (hatta üç çekirdekliler olabilir), alışılagelmişin dışında büyük
miyelom hücreleri. İki çekirdeklilik tek başına miyelom lehinde bir bulgu olarak
kabul edilmemelidir. Normalde ve çeşitli nedenlere bağlı reaktif
plazmasitozlarda (örn. kronik infeksiyonlar) da iki çekirdekli hücrelere
rastlanabilir. B) Dev bir miyelom hücresi. Morfolojik olarak plazmablast
özellikleri taşıyor. Ancak çok büyük. Bu görünümüyle akla bir megakaryoblast ya
da eritroblastı getirebiliyor.

Resim 63. İnklüzyon cisimcikli miyelom hücresi
(K.İ). Plazma hücresinin sitoplazmasında, özellikle Golgi aygıtı alanını
dolduran, miyelom proteininin kristalleşmesi sonucu oluşmuş iğne şeklinde, kısa
Auer çomaklarını andıran azürofil yapılar görülüyor. Bu inklüzyonları gene
asidofil boya alan küçük yuvarlak cisimciklerle (Russell cisimcikleri) ile
karıştırmamak gerekir. Öte yandan, bazı miyelom olgularında (özellikle IgA
miyelomlarda) sitoplazma, bu tür inklüzyonlar olmadan tümüyle asidofil
boyanabilir (“alev hücreleri”, ing “flame cells”). Yukardaki hücre
yıllarca önce izlediğimiz, yalnız hafif zincir salgılayan bir
“Erişkin-edinsel Fanconi sendromu” olgusuna aittir. Glomerüllerden süzülen
monoklonal hafif zincirler, çoğu kez miyelom böbreği, daha seyrek olarak primer
amiloidoz ve çok nadir olarak da proksimal tubulus fonksiyon bozukluğuna
(Fanconi sendromu) neden olabilirler. Biyokimyasal bulgular arasında
proksimal renal tubuler asidoz, aminoasidüri, fosfatüri, hipofosfatemi ve
hipoürisemi dikkati çeker. Klinik olarak, gelişen osteomalasi’ye bağlı
olarak multipl miyelomdakinden farklı kemik lezyonları (Milkmann yalancı
fraktürleri) görülür.

Resim 64.
Nöroblastoma hücreleri (K.İ. aspirasyonu). Çocukluk çağının küçük yuvarlak
hücreli tümörlerinden nöroblastoma kemik iliğine sık metastaz yapan tümörlerden
biridir. Nöroblastoma hücreleri bazen ALL ve lenfoblastik lenfoma hücreleri ile
ayırıcı tanıya girebilir. Tek tek durma yerine, “rozet” adı verilen
topluluklar oluşturmayı seven ve lenfositlerden biraz daha büyük olan tümör
hücrelerinde, pleomorfizm sık, çekirdek/sitoplazma oranı yüksek ve kromatin
yapısı diffüzdür. Bazen rozet merkezinde ya da çevresinde pembe boyanan fibrilli
yapılar bulunur. Yukarda nöroblastoma hücrelerinin oluşturduğu bir rozet yer
almaktadır. Alanda ayrıca kırmızı dizi hücreleri, biri eozinofil olmak üzere iki
çomak var. Nöroblastoma dışında, çocukluk çağı tümörlerinden Ewing sarkomu’nda
da seyrek olarak rozet oluşumuna rastlanabilir.

Resim 65. Trombositlerde anizositoz, dev
trombositler ve magakaryosit çekirdeği parçacıkları (Ç.K.) trombositozlu bir
primer miyelofibroz (eski adları: miyeloid metaplazili miyeloskleroz, agnogenik
miyeloid metaplazi) olgusunda akut lösemiye dönüşüm söz konusu. A) Çevre
kanında çok sayıda blastik hücrenin yanında, değişik büyüklükte trombositler
(trombosit anizositozu) dikkati çekiyor. Eritrositlerden çok daha büyük dev
trombositler de var (ok). B) Dev trombositlerin yanında megakaryosit
çekirdeği parçacıkları da dolaşıma çıkmış durumda. Trombosit anizositozuna
miyeloproliferatif hastalıklarda ve miyelodisplastik sendromda rastlanabilir.

Resim 66. Nötrofiller tarafından
fagosite edilmiş maya hücreleri (Ç.K.) Candidemia olgusunda nötrofillerin
sitoplazmasında "fagozom" adı verilen kesecikler içerisinde fagosite edilmiş
oval biçimde maya hücreleri görülüyor. Hemokültürde Candida krusei üredi.

Resim No 67. Kalıtsal Pelger-Huët anomalisi.
Ç.K. Nötrofil parçalı çekirdeklerinde
loblaşma kusuru söz konusudur. Otozomal dominan geçiş gösterir. 1/6.000 canlı
doğumda görülür. Lamin B reseptörü geninin (LBR) mutasyonuna bağlıdır. İyi huylu
bir anomalidir. Lökosit sayısı ve işlevleri normaldir. Nadir rastlanan
homozigotlarda iskelet anomalileri bildirilmiştir. Heterozigotlarda çekirdek, ya
sosis biçiminde olup çomak çekirdeğine benzer ya da iki lobludur. Bu iki lobu
kıl gibi ince bir kromatin köprüsü birleştirir. Bu görünümüyle hücre buruna
tutturulan sapsız gözlüklere benzetilir. Homozigotlarda çekirdek yuvarlaktır.
Loblaşma olmaz. Pelger-Huët çekirdeklerinin ikinci bir özelliği kromatin
yapısının son derece kaba ve yoğun oluşudur. Kötü boyanmış yaymalarda dikkatsiz
gözler bu hücreleri nötrofil çomaklarla karıştırarak “sola kayma” tanısı
koyabilir. Oysa lökosit sayısı artmamıştır ve hastanın kliniğinde infeksiyon ya
da inflamasyon belirtisi yoktur. Edinsel olarak miyeloid lösemiler, MDS ve
primer miyelofibrozda benzer bir morfoloji ile karşılaşılabilinir (yalancı
Pelger-Huët anomalisi) (bkz Resim No 44C).

Resim No 68. AML’de bazofili. AML’li (M4)
bir hastanın K.İ. de bazofilik granüllü lösemi hücreleri görülüyor. Çekirdek
görünümü miyeloid ya da miyelomonositik hücreleri hatırlatıyor. Bazılarında
çekirdekçikler (nükleoller) de var. AML, M4, t(6; 9) (p23; q34). tipinde
bazofilik miyeloid hücreler yalnız K.İ. de bulunurlar. Ç.K.da görülmezler.
Granüller toluidin mavisi ile metakromatik boyanır. CD9, CD25 ya da ikisinin bir
arada bulunması bazofilik farklılaşmayı gösterir. Bazofilili AML’de başka
translokasyonlar da bildirilmiştir: t(9; 22), t(3; 6) ve p12 anomalileri gibi.
Yukardaki morfoloji mast hücreli lösemi ile karıştırılmamalıdır. Bu sonuncuda
hücreler CD25 negatif, CD117 (KİT) ve triptaz pozitiftir. Bazofili ile birlikte
olan diğer lösemilere gelince; KML kronik evrede aşırı bazofili, KML akut evrede
bazofilik blastik dönüşüm ve doğrudan doğruya akut bazofilik lösemi akılda
tutulmalıdır.

Resim No 69. K.İ. de osteoklastlar.
Osteoklast çok çekirdekli bir dev hücredir. Genellikle hücrenin çevresine
yakın yerleşmiş, birbirlerine benzeyen yuvarlak ya da ovalimsi çekirdekler tek
nükleollüdür. Sitoplazma oldukça granüllüdür. Osteoklast hema-topoetik (kan
yapıcı) bir dev hücre olan megakaryositle karıştırılmamalıdır. Megakar-yositten
farklı olarak, çekirdekler birbirlerinden ayrı durur. Oysa megakaryositte loblu,
büyük tek bir çekirdek söz konusudur (bkz. No14b). Osteoklastlar monosit-makrofaj kökenlidirler. Kemiğin yeniden şekillenme (remodelling)
sürecinde kemik dokusunu eritici etki gösterirler. Doğuştan eksiklikleri
osteopetroz (mermer kemik hastalığı) na yol açar. Otozomal resesif
(çekinik) geçen infantil tipinde ilik boşlukları daraldığından kısa
sürede pansitopeni, ekstramedüller hematopoez ve splenomegali gelişir. Başarılı
olabilen tek tedavi yöntemi 4 yaşından önce yapılması gereken HLA-uyuşur
allogeneik K.İ. naklidir.

Resim No 70.
Hiposplenizm (Ç.K.). Dalağın yokluğunda
(örn. splenektomiden sonra) ya da atrofiye uğrayarak işlev görmediği durumlarda
(örn. orak hücreli anemi), eritrosit morfolojisinde değişikliklerle
karşılaşılır. Bunların başında Howell-Jolly cisimleri (siyah kısa ok) gelir.
Ayrıca hedef (target) hücreleri, parçalanmış (fragmante) eritrositler (siyah
uzun ok) düzensiz dikensi çıkıntıları olan eritrositler (akantositler) (beyaz
ok), demir boyası ile boyanan granüller (Pappenheimer cisimleri) taşıyan
eritrositler ve ortokromatofil eritroblastlar (özellikle hemolitik
hastalıklarda) görülebilir. Splenektomiden sonra, yukardaki morfolojik
değişiklikler yanında; hafif retikülositoz, ilk aylarda nötrofili ile giden
lökositoz ve daha uzun sürebilen bir trombositoz dikkati çeker. İlk başlarda
trombositoz yüksek sayılara ulaşabilir. Splenektomi sırasında, küçük aksesuar
bir dalak (dalakçık) cerrahın gözünden kaçmış ise, bu daha sonra hiperplaziye
uğrayarak hiposplenizmin gelişmesini engeller. Böyle durumlarda Ç.K. da
Howell-Jolly cisimlerine rastlanmaz. Yukardaki resim ameliyatta aksesuar dalağı
da alınmış splenektomili bir hastaya aittir.
MİNİ
HEMATOLOJİ ATLASI
Kan
hastalıklarının tanısına giden yolda, ayrıntılı anamnez ve klinik
muayeneden sonra yapılması gereken, laboratuvar testlerinin başında
tam kan sayımı ve boyanmış çevre kanı yaymalarının mikroskopta
incelenmesi gelir. Bu iki test doğru uygulandıklarında hekimin en
önemli yol göstericileridir. Bazen hemen kesin tanıyı koydurtur,
çoğu kez de ayırıcı tanıya yönelik değerli ipuçları sağlarlar.
Kan sayımı
Günümüzde
kan sayımında manuel yöntemler terkedilmiş, yerlerini elektronik
cihazlar almıştır. Bu cihazlarla, laboratuvar tıbbının iç ve dış
kalite kontrolu ilkelerine uyulduğu takdirde, birkaç dakika
içersinde kan hücrelerine ilişkin çok doğru bilgiler elde edilir.
1.
Eritrosit, hemoglobin ve hematokrit değerleri yanında, eritrosit
indekslerinden
MCV
(ortalama eritrosit hacmi), bir anemi varsa, bu aneminin morfolojik
tipini gösterir (mikrositik, normositik, makrositik), eritrosit
büyüklük dağılımı (RDW) anizositozu haber verir ve bazı yeni
cihazlar, istendiğinde, retikülositleri de sayarak aneminin oluşum
mekanizmasına ışık tutar (eritrosit yapımında bozukluk, yıkımında
artış gibi).
2.
Beş
parametreli (granülosit, eozinofil, bazofil, lenfosit, monosit)
lökosit formülüne
ek olarak
çekirdekli eritrositler, genç granülositler, atipik (reaktif)
lenfositler, blastik hücreler hakkında laboratuvarı uyarıcı
“bayraklar” gönderir.
3.
Trombositlerin sayı ve büyüklüklerini bildirir. Ayrıca bu cihazlarla
klinik
belirtisiz
(subklinik) gidiş gösteren kronik ITP, esansiyel trombositemi gibi
trombosit hastalıklarına beklenmedik tanı koyma olanağı doğar.
Öte
yandan, elektronik kan sayımı cihazlarının, seyrek de olsa,
artefaktlara bağlı olarak yanlış sonuçlar verebilecekleri de
unutulmamalıdır (yalancı trombositopeni, soğuk aglutininlere bağlı
çok yüksek MCV, hiperlipemide hemoglobin artışı gibi).
Çevre kanı yaymalarının incelenmesi
Koagülasyon bozuklukları dışında kalan tüm kan hastalıklarında
tanının konması mikroskop altında morfolojik incelemeye dayanır.
Modern cihazlarla kan sayımı hekime yol gösterici bilgiler sağlarsa
da, çoğu kez kesin tanının konması için yeterli olamaz. Günümüzde
periferik yaymaların incelenmesi ayırıcı tanıda “can alıcı” önemini
korumaya devam etmektedir. Yeter ki, bunlar temiz lamlara uygun
şekilde yayılmış, May-Grünwald-Giemsa yöntemi ile iyi boyanmış ve
teorik bilgiye sahip deneyimli kişilerce incelenmiş olsun. Eskilerin
bir özdeyişini unutmayalım: “Kem alat ile kemalat olmaz.” “Kötü,
eksik aletlerle olgunluğa, yetkinliğe ulaşılmaz”).
Klinik bulguları ve kan sayımı sonuçlarını değerlendiren hekim
laboratuvardan periferik yaymanın incelenmesini isteyebileceği gibi,
dikkatli bir laboratuvar sorumlusu da elektronik cihazın sunduğu
eritrosit, lökosit, trombosit histogramlarına ve uyarıcı
“bayraklar”a bakarak kendiliğinden periferik yayma yapmaya karar
verebilir. Aslında bu konuda her laboratuvar kendi yayma inceleme
protokolunu oluşturmalıdır. Uluslarası Laboratuvar Hematoloji
Derneğinin önerdiği kriterler www. islh.org’da bulunmaktadır (Bain
BJ. N Engl J Med 2005; 353, 498 - 507). Çevre kanı yaymaları
eritrosit, lökosit ve trombositlerin sayısal değişikliklerinde
mutlaka incelenmelidir:
1.
Eritrosit morfolojisi anemiler, özellikle hemolitik anemilerde
tanıya götürücü
değere
sahiptir. Eritrositler büyüklük (çap), şekil, boyanma özellikleri,
inklüzyonlar, parazitler ve preparata dağılım yönünden
araştırılmalıdır.
2.
Lökosit sayı değişiklikleri , lökosit hastalıkları (lösemiler,
lenfomalar, diğer
lenfoproliferatif hastalıklar), kemik iliğini tutan hastalıklar ve
akut infeksiyonlarda lökosit morfolojisi tanısal önem taşır.
3.
Kan
sayımında görülen trombositopeni ya da trombositoz yaymalarla
doğrulanmalı, trombositlerin büyüklük , boyanma ve kümeleşme
özellikleri incelenmelidir.
Özetle; günümüz hekimi elektronik kan sayımı çıktıları ile
yetinmemeli, periferik yaymaların kısa sürede güvenilir bilgiler ve
bazen de sürpriz erken tanılar sağlayan güçlü ve ucuz bir araç
olduğunu unutmamalıdır.
Kan
hastalıklarında yukardaki iki basit yöntemle kesin tanının henüz
konamadığı ya da konmuş bir ön tanının doğrulanmasının gerektiği
durumlarda ve bazen tedavi seçimi için bir ön koşul olan risk-
prognoz saptamalarında; biyokimya ve görüntüleme araçlarına, kemik
iliği aspirasyonu ve biyopsisine, lenf düğümü ya da diğer organ
biyopsilerine, sitokimyasal ya da immünokimyasal boyamalara,
immünofenotiplemeye, kromozom incelemelerine ve karmaşık moleküler
biyoloji testlerine başvurmak gerekebilir.
Atlas ile
ilgili bilgiler
“Mikroskopta
bir resim bin kelimeye bedeldir” cümlesinden hareket eden bu
özgün mini atlas Prof. Dr. Yücel Tangün ve Mikrobiyoloji uzmanı
Aykut Köroğlu tarafından kişisel arşivlerine dayanılarak
hazırlanmıştır. Mikrofotoların çekimi, dijital ortama aktarılmaları
ve sayfa düzeni Köroğlu tarafından yapılmış, yazılar Dr. Tangün
tarafından kaleme alınmıştır. Yazarlar Resim 25, 48, 49c ve 57a için
Prof. Dr. Öner Doğan’a, Resim 46b için Doç. Dr. Selim Yavuz’a
teşekkür borçludur.
Büyütmenin
belirtilmediği resimlerde büyütme x 1000’dir. Boyama yönteminin
belirtilmediği tüm resimlerde May-Grünwald-Giemsa kullanılmıştır.
Kısaltmalar: K.İ.: kemik iliği, Ç.K.: çevre kanı,
H&E: hematoksilen-eozin.